Category Archives: Barselona

Barselona – 03

Geceyi biraz tepintili geçirdiğimiz için herkesin kafasında bir sorun var. Nedense kimsenin beyni, kafatasına sığmıyor. Kalktık. Duş aldık. Açız. Acilen kahvaltı yapmamız lazım ama saat 3 olmuş. Avrupa’da tuhaf bi uygulama var: Birçok yerde, belli bir saatten sonra kahvaltılık yiyecekler menüden çıkarılıyor. Tost, sandviç vs. Bunlara öğleden sonra ulaşmak zor. Yahu biz akşam yemeğini bile tostla yapan insanlarız. Ama yine kahraman resepsiyonist çocuk bize güzel bi yer tarif etti: Les Quatre GATS. Bu da kahvaltı yaptığımız yer ve menüsü. İsterseniz online menüye bakın, gidip gitmeyeceğinizi belirleyin. Amme hizmeti sunuyorum valla 🙂

4gats_021
Yemeklerimizi yedik. Bu akşamı sakin geçirme derdindeyiz. Haritadan nerelere gidebiliriz diye baktık. Maremagnum diye yer var. Barselona yat limanın hemen yanında. Büyük turistik bi mekan. İçinde birçok şey var. Alışveriş merkezinin eğlence versiyonunu düşünün. Buraya gitmeye karar verdik. Ama siz sakın gitmeyin. Sakin dediysek, kel alaka bi yer demedik. Eğer illa ki görcem ben derseniz gidin, ama bir çokgezen tavsiyesi olarak gitmemeniz hayrınıza olur. Kim ne derse desin!

Biz de kendi eğlencemizi yaratmaya karar verdik. Barselona sokakları sizi her an eğlendirebilecek potansiyele sahip. O yüzden bir yerde sıkıldıysanız, fazla beklemeyin. Atın kendinizi dışarı. Eğlenecek, görecek bi yer en fazla 5 dakika içinde karşınızda.

Reklamlar

Barcelona – 02

Akşam bir yerlere gitmek gerek ama biz yine gidecek bir yer bulamıyoruz. Bu durumda en iyi seçenek kaldığınız otelin veya hostelin resepsiyonundan tavsiye almak. Resepsiyondaki çocuğa sorduk; çocuk önce bizi bi süzdü sonra “Mojito of Soul” dedi. Herhalde tipimizin nereye uygun olduğunu süzdü önce, sonra tavsiyesini veriverdi. Tarifi aldık gidiyoruz.

Mojito of Soul: Reial’in içinden geçtikten sonra, dar bir sokağa giriyorsunuz. O yolu devam edin, hemen solda. (Çok doğaçlama bi tarif oldu, ama eminim benim bulunduğum yere giderseniz, bu tarif size yetecektir.)

Mojito of Soul’e girdiğimiz gibi ilk şoku yaşadık. Bir kadın adamın elini yalıyordu. Biz gayet saf turist modunda şaştık, kaldık. Parmak falan değil, bildiğimiz el. Kadını en son yerlerde yuvarlanarak dans ederken gördüm. Bi arıza vardı galiba kadında. Neyse, nerde kalmıştık. He, Barselona’da nereye giderseniz gidin, ama Mojito of Soul’a uğrayın. Tadabileceğiniz en mükemmel mojitolar burada. Üzerine unutulmaz Barselona anıları cabası.

Birkaç saat sonra aynı yerde duramama hastalığına yakalanmış biz tabanı yanık itler, başka maceralar peşine düşme dürtüsüne gark olduk. Toparlanırken, barmaid yanımıza geldi ve nereye gideceğimizi sordu. Biz de “Yüreğimizin Götürdüğü Yere” dedik. (Bu lafı klişe olarak algılamayan birine söyledim. Bu da ayrı bi heyecan tabii:) Sonra barmaid ne dese beğenirsiniz:

– 3 tane davetiyem var. Fellini için, isterseniz vereyim.

Fellini’nin ne demek olduğunu, Fellini’ye gitmeden anlamak biraz zor. Barselona’nın en gözde, en hareketli mekanlarından biri.

1006862281_d905d46e70

Burada kurtalarınızı iyice dökün. Hoplayın, zıplayın. Burası Barselona, burası Fellini:) Bi ara nefes almak için dışarı çıktığımı hatırlıyorum. Hem yorucu, hem eğlenceli. uzun zamandır böyle bir şey arıyordum.

Saat geç oldu. Çıkıp otele döneceğiz. Ama arkadaşlardan biri yok. Telefonu yanındaydı ama ulaşamıyoruz. Bi önceki yazımda bahsettim ya Avea’dan, nazar değdi. Bu durumda size bir yoldaş tavsiyesi, gidip bakmanız gereken ilk yer tuvalet:) Arkadaşı orada bulduk. Telefonu da klozetin içinde yüzüyordu, avea n’apsın! Ee, bu kadar tepinmeye olacak o kadar.

Fellini’den çıktık, otele döneceğiz. Taksi çevirdik. taksiciler İngilizce bilmiyor. Ama sorun değil. Siz Türkçe konuşmaya devam edin. Onlar da size Katalanca cevap verecek ve her şey güllük gülistanlık olacak. Cidden.

Bu kadar benziyoruz yani biribirimize.


Barselona – 01

Ve hayallerimin ülkesi, rüyalarımın Alice Harikalar diyarı İspanya’dayım. Hatta, Barselona’sındayım.

Burası, doğu Avrupa sınırlarının dışında ziyaret ettiğim ilk Avrupa ülkesi. Babam sağolsun, bu sefer bana biraz destek çıktı:)

Mümkünse hiç uyumayacağım dedim kendi kendime ve yanıma bazı yaşam destek vitaminleri aldım. Gezilecek, görülecek  çok yer var. Gezmesen bile boş boş oturup etrafı kesmek, kendini bırakıp dar sokaklarda kaybolmak gerek.

Uçaktan indik. Otelimizin bulunduğu bölgeye gitmek için yollandık. Evet! Bu sefer hostelde değil, otelde kalıyorum. Otelimiz, olimpiyat kasabasının yan tarafında kalıyor: Icaria Hotel. Sahile 10 dakikalık bir mesafede. Burada olimpiyatlar zamanında sporcular ve gelenler için yapılan evler, olimpiyatlardan sonra boş kalmış. Devlet de bunları engellilere hiçbir ücret talep etmeden vermiş. Geriye kalan evleri ise maliyetine halka satmış.

Haa, bu arada ilk defa Türkiye hattımı kullanıyorum yurt dışında. Hiçbir sorun yaşamadım. Avea‘nın yurt dışı hizmeti güzel. (Birçok ilk yaşadım burada:)

Çantaları bırakır bırakmaz Sagrada Familia‘yı gezdik. Muhteşem bir yer. Kesinlikle görmeniz gerekiyor. Bundan yüzyıllar sonra yaşayacak insanlar, bizim şu an piramitlere duyduğumuz hayranlığın aynısını, Sagrada Familia’ya karşı hissedecekler. Eminim. Bakın. Öyle değil mi ama:)

Boynumuza kramplar girene kadar baktık, dolandık etrafında ve hiç dinlenmeden rotamızı Gaudi’nin apartmanına çevirdik. (Gaudi, Barselona denince akla ilk gelen insanlardan. Mimarlık dünyasının görebileceği en yaratıcı insanlardan. Barselona’nın birçok yerinde onun izleri vardır. Modernizmin en başarılı temsilcisidir.) Neyse, Gaudi’nin apartmanına gidiyorduk, ama gidemedik. Söylemekten çok utanıyorum ama yol üzerinde Camper, Zara, Mango, Berksha vardı:) Ve biz o an şuurumuzu kaybettik. Bu arada, Camper fiyatları burayla aynı.

Acıktık ve akşam olmak üzere. Tapas yiyin. Eğer bizdeki mezecileri seviyorsanız, soğuk arnavut ciğeriydi, haydariydi falan, bunlara da bayılacaksınız. Hem akşam yemeğiniz de ucuza gelir:)


İlk akşamı otel ve civarında geçirme kararı verdik. Geri dönmek için metroya ulaşmamız gerekiyor. Metrolar çok enteresan: Çişli koltuk, sevişen bir çift, soyunan bir adam, sevişen çiftin erkeğinin soyunan adamı kesmesi. Tuhaf yani. Ertesi günü anlatmaya devam edeceğim. Şimdi biraz sangria zamanı:)